Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): Can't connect to local MySQL server through socket '/var/run/mysqld/mysqld.sock' (2) in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786

Warning: mysql_real_escape_string(): A link to the server could not be established in /www4/a36/www.socialmediatr.com/web/blog/wp-content/plugins/statpress-reloaded/statpress.php on line 1786
KULUÇKA 2.0 | SOSYAL MEDYA TÜRKİYE

KULUÇKA 2.0

October 19th, 2010

KULUÇKA 2.0

BU SOYLEŞİ BLOOMBERG BUSINESS TÜRKİYE DERGİSİNİN 05 EYLÜL – 18 EYLÜL 2010 TARİHLİ SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR, YAZARI AHMET USTA, FOTOGRAFLAR CEVAHİR BUĞU.

Bir girişim in­sanoğlunun beyin kıvrım­larında hayat bulan bir pırıl­tı ile başlar. Bu pırıltı güneş olur, toprağı­nı ilhamdan, suyunu cesa­retten alarak fikir tohumunu çatlatır. Fikir arkadaşlar ve aile ile paylaşılıp bir girişime dönüşme yolunda dünyaya gözlerini açar. Bu noktaya kadar Türkiye sahnesinde ye­terince fikre sahip yeterli girişimcinin ol­duğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak bir sonraki aşamada girişimci ile ölçeğinden bağımsız yatırımcıların bir araya gelme­sinde Türkiye’de sürecin tıkandığını görü­yoruz. Bu tıkanıklığı aşmak için şu anda hayata geçirilmeye çalışılan çözüm dene­meleri ise aslında tüm dünyayı kasıp ka­vuran internet çağının hafif bir esintisi şeklinde ele alınabilir.

Türkiye’nin internet ile tanışması her ne kadar daha uzun bir geçmişe sahip olsa da internetin son kullanıcılar tarafından erişilebilir hale gelmesi 1996 ve sonrasın­daki yıllarda gerçekleşti. Kokteyl A.Ş. ve Mackolik Ltd. şirketlerinde genel müdür olan Erdem Yurdanur bu dönemdeki ça­baları, “Büyük yapılar, büyük portallar açmaya odaklandılar, çünkü tüm dünya­da yapılanma bu yöndeydi” şeklinde ifade ediyor. Her konudan biraz bilgi içererek yatay büyüyen portallar zamanla artan in­ternet kullanıcılarının beklentilerine ye­terince cevap veremez hale gelince belir­li konulara odaklanmış daha küçük ama dikey büyüyen ve derinlik sahibi inter­net servislerinin önemi artmaya başladı. “Dikey çözümlere yönelenler, küçük giri­şimcilerdi” diyor Erdem Yurdanur ve ekli­yor: “Türkiye’de bugün başarılı olarak nitelendirdiğimiz sitelerin hepsi işe bu şe­kilde başladı.”

“Bu yapılanma Türkiye’de risk alma sürecine katkıda bulunacak. Farklı kuluçka yapılanmalarını tetikleyecek. İlk amacımız sistemin çalıştığını göstermek” Burak Büyükdemir

İnternet girişimciliği açısından dün­yadaki gelişime bakıldığında ise bu yapı­lanmanın anavatanı olarak Amerika Bir­leşik Devletleri ve İsrail görülüyor. İnsan­ların düşünce şekillerinin değişmesi sa­yesinde yakalanan farklılık, girişimcile­ri bir anda yüzlerce yıllık geçmişe sahip şirketlerin geldiği noktalara taşıdı. Aynı dönem içinde Türkiye 2001 yerel krizi­ni yaşayınca Türkiye’de internet sektörü iki yıldan daha uzun sürecek bir uyukla­ma dönemine girdi. “2000’li yılların ba­şında ABD’deki başarılı örneklerin ver­diği heyecanla bu işlere giriştik” diyor Yemeksepeti’nin kurucu ortaklarından Melih Ödemiş ve ekliyor: “Motivasyonu­muz bir başarı hikayesi yaratmaktı. Ancak o dönemde bir girişimci olarak günlük masraflarımızı nasıl karşılayacağımızı dü­şünüyorduk.”

2005 yılına kadar Türkiye’de internet girişimcisi profilindeki tüm kişi ve firma­lar zorlu bir hayatta kalma mücadelesi ve­rirken, içlerinden yitip gidenlerin isimle­ri bugün bile hatırlanmıyor. 2006 yılın­da Türkiye’de ADSL bağlantısı ile inter­netin büyük kitlelere ulaşmasının hâlâ hayatta kalabilen girişimciler için bir dönüm noktası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hayatta kalmayı başaran farklı girişimciler ile kurulan Magnet Bilişim Hizmetleri kurucu ortak­larından Ersan Özer, “2005’te para kazan­maya başladık” diyor ve ekliyor: “Bugüne kadar süreç işimizi büyütmekle geçti.” Özellikle 2005 ve 2006 yıllarında inter­net kullanıcıları daha çok sörf, sohbet, e-posta, oyun gibi alanlara meraklı iken takip eden yıllarda Türkiye’de e-ticaret kavramı gelişmeye başladı. “Tüm bu sü­reçte kendi şirketlerimizin organizasyonel yapılanması, insan kaynakları, müş­teri ilişkileri gibi konuların rayına oturtul­ması bizim için büyük önem taşıdı” diyor GittiGidiyor kurucu ortaklarından Burak Divanlıoğlu ve ekliyor: “Şu anda artık ka­famız biraz daha rahat ve dışarıya bakabi­lir hale geldik.”

“Türkiye’nin ağır sanayi, çelik sektörü kadar internet sektörü için de desteğe ihtiyacı var” Erdem Yurdanur

Türkiye’de özellikle dört yıldan bu yana internet girişimcileri her geçen gün sa­yıları artarak çoğalmakta. Bunun önemli nedenlerinden biri 2005 yılına kadar ha­yatta kalmaya çalışan bazı şirketlerin Türkiye’de ADSL’in yaygınlaşması ve in­ternet erişim penetrasyonunun yüzde 25 eşiğini aşması ile birlikte yakaladıkları başarı. Uzun yıllar yurtdışında başarılı in­ternet projelerinin yöneticiliğini yapmış olan Markafoni Kurucu Ortağı ve Yöne­tim Kurulu Başkanı Sina Afra, bu dönemi ilk kırılma noktası olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Bu kırılma gerçekleştiği anda Ticketmaster, Biletix’i ve Xing, Çember’i satın aldı. Google Türkiye’de ofis açtı, eBay GittiGidiyor’a ortak oldu, Yemeksepeti yabancı yatırım aldı.” Sina Afra Tür­kiye için ikinci kırılma noktasının 2012-2013 yıllarında kullanıcı sayısının 42 mil­yonu aşması ile gerçekleşeceğine inanı­yor. Kullanıcı sayısının 42 milyonu aşması, internet erişim penetrasyonunun yüzde 50-55 baremini geçmesi anlamına geliyor ancak bundan çok daha önemli bir beklenti var ki bugün maksimum 7 milyon civarındaki e-ticaret kullanıcısının yüzde 300’ün üstünde bir büyüme ile 20 milyonu aşacağı yönünde. Bu rakam­larla Türkiye’nin dünya sıralamasında ilk 10’a girmesi kaçınılmaz görünüyor.

Türkiye’nin hızlı büyüme potansiyeli nedeniyle yabancı yatırımcılar özellikle son birkaç yıldır buraya gözlerini dikmiş durumda. Her ölçekte yabancı yatırımcı bir şekilde Türkiye’ye geliyor ve burada gerçekleşen yapılanmalar içinde yer almaya çaba gösteriyor. Türkiye’de dü­zenlenen konferansların sayısı artıyor. Pi­yasadaki bu hareketi gören çeşitli girişim­ciler internet sitelerinde İngilizce olarak yayın yapmaya başlıyor. Sina Afra, “Ya­bancı yatırımcılar oyunlarını 2012-2013 yıllarına kuruyorlar” diyor.

Bu gelişme­lerin diğer cephesinde ise Türkiye’deki yerel yatırımcıların internete olan ilgisi var. Aslında bu ilgi o denli kısıtlı ki asıl iş kolu internet olmayan ama internet giri­şimlerine yatırım yapan Türk yatırımcıla­rın sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Erdem Yurdanur, “Türkiye’deki büyük iş adamları ve yatırımcılar interneti önemli bir mecra olarak görmüyor. Buna şa­şırmamak elde değil” diyor ve ekliyor: “Türkiye’deki başarılı internet girişimleri için satın almalarda ve ortaklıklarda hep yabancıları görüyoruz. Bir gün Türkiye’de büyük internet yatırımlarının hepsinin sahibi yabancılar olunca bizim Türk girişimciler neyi kaçırdığını görüp çok üzülecekler.”

Modern girişimciliğin ve yatırımcılığın anavatanı olarak nitelendirilen ABD’ye bakıldığında Türkiye’nin alması gereken yolun ne denli başında olduğunu görmek mümkün. New Hampshire Üniversitesi Girişim Araştırmaları Merkezi’nin melek yatırımcılarla ilgili bir araştırmasına göre 2009 yılında ABD’de 60 bine yakın giri­şime 250 bine yakın yatırımcı tarafın­dan gerçekleşen toplam yatırım miktarı 17,6 milyar dolar düzeyinde. Bu yatırımlar sayesinde 250 bin kişiye istihdam sağ­lanmış. Bu yatırımların yüzde 20 ile en büyük paydaşı ise bilişim teknolojileri. Bilişim teknolojilerini yüzde 17 ile sağlık servis ve donanımları, yüzde 17 ile en­düstri ve enerji kolları, yüzde 9 ile pera­kende ve yüzde 8 ile biyoteknoloji takip ediyor. Aynı yıl için toplam 18 milyar dola­rın üstünde girişim sermayesi sağlanmış­ken, bilişim sektörüne toplam 7 milyar doların üstünde yatırım gerçekleşmiş. Bir başka deyişle melek ve girişim sermayesi yatırımcılarının 2009 yılında ABD’de bili­şime yaptığı yatırım miktarı 10 milyar do­ların üstünde. Türkiye’de ise tüm bilişim sektörünün toplam hacmi 30 milyar do­ların altında kalıyor.

“Türkiye’de işsizliğe çare bulacaksak bunun yolu yatırımcı – girişimci ilişkisin­den geçiyor” diyor Inventram Kurucu Ortağı ve Yönetim Danışmanı Haluk Elçi. Türkiye’deki melek yatırımcı sayısı birkaç yüzü geçmiyor ve bir yılda yapı­lan yatırım sayısı 20-30 gibi rakamlar ile sınırlı kalıyor. Bu noktada Haluk Elçi Türkiye’deki nüfus ve gelişmişlik gibi kri­terler göz önüne alındığında her sene binlerce yatırım yapılması gerekirken ra­kamların bu denli düşük olması nedeniy­le Türkiye’deki girişimci-yatırımcı ilişkisi profilindeki problemin henüz çözülmedi­ğine dikkat çekiyor.

“Piyasada umut verici farklı yapılanmalar var. Ancak hâlâ ABD’nin 10 sene önce olduğu noktadayız” Melih Ödemiş

Türkiye’de her ne kadar internetin ge­lişimi ve ortaya çıkan kısıtlı başarı hikaye­leri ile girişimci sayısı artsa bile halen çö­zülememiş problemin temelinde kültürel DNA’dan kaynaklanan bazı problemler ya­tıyor. Youth Republic Kurucu ve Yöneti­ci Ortaklarından Kerim Türe bir fikri olan gençlerin endişesini “İyi bir fikrim var, sakın çalınmasın!” ve klasik yatırımcıla­rın yaklaşımını, “Paramız var, öder yaptı­rırız” olarak özetliyor. Son yıllarda Galata Business Angels gibi yapılanmalar ve bi­reysel yatırımlar maalesef henüz yatırım­cı tarafında bu anlayışın yıkılmasını sağla­yabilmiş değil. Girişimciler cephesinde ise Burak Büyükdemir’in 2008 yılında yapı­landırmaya başladığı etohum organizas­yonu kâr amacı gütmeden, her yıl pek çok toplantı ve organizasyon düzenleyerek, yeni girişimcileri ve internet sektörün­de başarılı olmuş isimleri bir araya getiri­yor. Bu oturumlarda taraflar deneyim ve tecrübelerini paylaşarak bir gönüllü plat­formu oluşturmayı başarmış durumda. Ayrıca eTohum her sene yeni fikir ve giri­şimler için bir başvuru ve akabinde buna bağlı sistematik bir program düzenliyor. “Geçen sene bin 700 başvuru aldık” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu sene aldığımız başvurularda yüzde 25 oranın­da bir artış söz konusu.” Tüm başvurular Burak ve seçici bir kurul tarafından elene­rek 40 adetlik bir kısa listeye düşürülüyor. “Bu 40 projeye kısa sunum yapmakla ilgili bir seminer veriyoruz” diyor Burak Büyükdemir. Akabinde tüm proje sahipleri projelerini beşer dakikalık kısa sunumlar­la anlatıyor. Bu sunumlar Türkiye’de başa­rılı olmuş internet girişimcileri tarafından dinleniyor. Seçilen 15 proje ise bir kampa alınıyor. Bu kampta girişimcilere muhase­be, gelir – gider, pazarlama, iş planı hazırla­ma gibi temel konular ile ilgili danışman­lık veriliyor. “Bu sürece eğitim demiyo­ruz” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu süre içinde danışman ekibimiz kendi­leri ile zaman geçiriyor ki bu, en önemli kazanımlardan biri oluyor.” eTohum or­ganizasyonuna destek veren gönüllüler­den biri olan Mynet Kurucu Ortağı ve Yö­netim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli, “eTohum girişimcilere manevi katkı sağ­layan eşsiz bir yapı.”

eTohum organizasyonunda Türkiye’nin en başarılı internet girişim­cilerinin tamamına yakınını görmek mümkün. Sadece başarılı girişimciler değil aynı zamanda yurtdışında yatırım fonları yöneticiliği yapmış isimler, aka­demisyenler, avukatlar ve hukuk müşa­virleri bulunuyor. Melih Ödemiş, “Burak Büyükdemir bu işe gönül vermiş, kendi­sini cansiperane bu işe adamış bir isim. Üstelik amatör ruhunu hiç kaybetmiyor” diyerek bu yapıya ve Büyükdemir’e olan ortak güvenin altını çiziyor. Erdem Yurdanur ise eTohum organizasyonu içinde yer almasının nedenini, “Biz işe başladı­ğımızda Türkiye ortamında bu konularda danışabileceğimiz, bize yol göstere­cek kimse yoktu. Biz her şeyi kendimiz keşfetmeye çalıştık” diyerek belirtiyor. İnternet pazarında yeni girişimciler için hiçbir karşılık beklenmeden bu faaliyetle­rin gösterildiğini söylemek aslında yanlış olacaktır zira tüm bu katılımcıların ortak yönü pazarın büyümesine faydalı olabilmek. Cimri.com kurucusu ve GittiGidiyor Yönetim Kurulu Üyesi Aydonat Atasever, “Bir katalizör görevi üstleniyoruz” diyor. eTohum girişimcinin emekleme aşa­masında ilk adımı atmasını sağlayacak bir organizasyon olma işleviyle de bu girişimlerin şekillenip yatırımcıların karşı­sına çıkmasında büyük bir rol oynuyor. 2010 yılı içinde eTohum finalisti olarak seçilen projelerden bazıları çoktan yatı­rım almış ve ismini internet ortamında duyurmuş durumda. Örnek olarak grupanya.com, anneysen.com, karniyarik.com gibi siteler gösterilebilir.

“Bu grubun yapacağı yatırımlar Türkiye’de internete yatırım yapmak isteyenlere örnek teşkil edecektir. eTohum’a benzer yapılar ortaya çıkabilir” Ersan Özer

2008 yılından bu yana geçen sürede e Tohum girişimcileri, maddi olmayan tüm destekleri sponsorları aracılığıy­la sağlamış durumda. “Ancak günün sonuna, yeni girişimcilerin başlangıç aşa­masında çok büyük olmasa da nakde ih­tiyaç duyduklarını gördük” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu kaynağı oluş­turmak için farklı işlere odaklanmaları ge­rekebiliyor ki bu da girişimcileri ana iş­lerinden uzaklaştıran negatif bir etken oluyor.” eTohum içinde bulunan beyinler bir araya geliyor ve ortak akıl, bu sorunu çözümlemek için çok büyük olmayan bir fon ile hareket edilebileceği kanaatine va­rıyor.

Burak Büyükdemir ve 17 kişi bir cen­tilmenlik anlaşması yapıyor. Ortada yazılı bir sözleşme, kurulu bir şirket yok. Ya­pının adı eTohum fonu ancak yasal bir prosedür ile oluşturulmuş bir yapı söz konusu değil. eTohum Hukuk Müşavi­ri Ali Arıkan, “17 kişinin bir araya gelip bireysel yatırımları ile oluşturdukları bir durum söz konusu” diyor ve ekli­yor: “Türkiye’de iki kardeş bile bir araya gelip şirket kurduğunda çeşitli anlaşmaz­lıklar gözlemleyebiliyoruz. 17 kişilik bir grubun sadece sözlü bir centilmenlik an­laşması ile bir araya gelmiş olması örnek bir durum.”

e Tohum fonunun büyüklüğü her bir katılımcının ortaya koyduğu 10 bin dolar bedel üzerinden toplam 170 bin dolar­lık bir hacme sahip. Fon katılımcıların­dan Burak Divanlıoğlu, “Hepimiz benzer yollardan geldik. Birbirimizi iyi anlaya­biliyoruz. Çok hızlı bir şekilde yatırım kararı alıp, modüler olarak hareket ede­biliyoruz. eTohum fonunda stratejimiz bu olacak” diyerek fona bakış açısını aktarı­yor. Öte yandan fon katılımcılarının altını çizdiği nokta ise bu yatırımın bir sosyal sorumluluk bilinci ile yapıldığı. ReklamZ Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Orkun Tekin, “Amaç kâr etmek değil. Bu nedenle küçük bir yatırım miktarı ile başladık” diyor ve ekliyor: “Kesinlik­le yaptığımız yatırımı geri kazanmak gibi bir amacımız yok.” Yonja’nın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Baran ise yatırımın geri dönüşü noktasına vurgu yaparak, “Bu yatırım yılda yüzde 30 geri dönüş sağlasa 3 bin dolar eder. Bu rakam zaten mevcut işlerimiz içinde bizim için büyük bir değer ifade etmiyor” diyor.

“Pazarı ne kadar beslersek, ne kadar büyütürsek burası o denli güzel bir internet ülkesi olacak” Sina Afra

Elbette eTohum fonu binlerce başvuru içerisinden seçilecek sınırlı sayıda girişimcinin projesine tahsis edilecek. Bu noktada gerçekten seçim yapmak güç olabilir ve akıllara “doğru projelere yatı­rım yapılacak mı” sorusu gelebilir. Bu so­runun cevabı aslında Türkiye’deki inter­net sektöründe başanlı olarak sayılan ilk 20 isimden en az 15’inin fon içinde aktif katılımcı olarak bulunmasında yatıyor. Orkun Tekin, “Bu kadar zehir gibi zihnin bir araya geldiği bir ortak aklın yanlış yatı­rım yapması mümkün değil” diyerek ken­dilerine olan güvenin de altını çiziyor.

Ancak eTohum fonunun Türkiye’de bir ilk olmasının yatırımcılara sağlayaca­ğı maddi getirisinden çok daha önemli bir rol üstlendiği de gerçek. Burak Büyükdemir fonun yapısında yatırım yapılacak firmala­ra fon katılımcılarının ortak olacağını belir­tiyor. Bu ortaklığın oranı henüz kesinleşmiş değil zira kağıt üstündeki bir fikre yapılacak yatırım ile belli bir aşamaya gelerek iş dön­güsünü kurmuş bir fikre yapılacak yatırım için talep edilecek hisse oranının farklı ola­cağı anlaşılıyor. Ancak Burak Büyükdemir’in önemle altını çizdiği nokta her halükarda bu hisse ortaklığında girişimcinin çoğunluk hisse oranına sahip kalacağı.

Öte yandan yapılacak yatırımlarda 17 ismin kurulan şirketlerde aktif rol oyna­yacak olmasının, bu isimlerin yaptıkları yatırım sayesinde yeni girişimci için sağ­layacakları bilinirlik değerinin girişimlere maddi destekten çok daha fazlasını kazan­dıracağı bir gerçek. Öte yandan şu anda piyasada bir rekabetin dahi olmadığı göz önüne alınırsa, pazara getireceği hareket gelecek yıllarda yatırımcı-girişimci ilişkile­ri açısından bir kelebek etkisi yaratabilir.

212 VC kurucularından Numan Bayraktaroğlu gelecek günlerde Türkiye’de 20 milyon dolar büyüklüğünde bir girişim sermayesi ile yatırımlara başlamayı planlıyor. Bayraktaroğlu şu anda ekosistemin tümüyle boş bir alandan ibaret ol­duğunun altını çizerken eTohum fonun­dan faydalanan başarılı projelerin kendi­leri için de bir yatırım seçenekleri akışı sağlayacağına dikkat çekiyor. “eTohum fonundan çıkan çalışmalara biz seve seve yatırım yapmaya zaten hazır olacağız. Orada önemli bir emek verilmiş ve değer katılmış çalışmalar olacaktır.”

“Gelecek iki sene içinde çok hızlı yatırımlar görüyor olacağız. Aylarca sürecek toplantılar yerine iki toplantıda el sıkışılan süreçler yaşanacak” Orkun Tekin

250 bin TL’nin biraz üstündeki eTohum fonunun 2011 seçmelerinde finale kalan 15 proje arasında paylaştırılması ise girişimci­lerin fon katılımcılarına yapacağı 30’ar da­kikalık sunumlar sonunda belirlenecek. “Muhtemelen iki veya üç projeye yatırım yapmak anlamlı olacaktır diyor” Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Ama belki de fonu 15 yatırımcı arasında paylaştırabilir veya tümünü yatırım yaptığımız takdirde bir patlama yapacak projeyi de seçebiliriz.”

eTohum fonu, katılımcılarının uzman­lığı nedeniyle internet girişimcilerini ve projelerine odaklanmış olabilir ancak Türkiye’de girişimciliğin desteklenme­si gereken pek çok farklı sektör ve alan bulunuyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi çatısı altında kurulan Embryonix Kuluç­ka Merkezi her sektörden projeye kapılarını açmış durumda. Öğretim Görevli­si Taylan Özgür Demirkaya şu anda kuluçkada yedi projeleri olduğunu, ikisi­nin bu yıl sonuna kadar, üçünün ise Haziran 2011’e kadar olgunlaşmış olacağını belirtiyor. Ayrıca Embryonix programı, İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir Tica­ret Odası, Ege Sanayi İş Adamları Deme­ği, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege Genç İş Adamları Derneği ile gerçekleştirdiği stra­tejik iş ortaklığı ile gelen projelere düşük seviyelerde maddi katkıda bulunuyor.

“Amerika’da 800’ün üstünde kuluçka merkezi var ancak kuluçka merkezleri temelde sadece bir destek işlevi görür” Haluk Elçi

eTohum fonu ve sistematik kuluçka sis­teminin önemli bir açılım gerçekleştirece­ği kesin. Ancak sektörü bekleyen tehditler hâla duruyor. Sina Afra, en büyük tehdidin yine girişimcilerin kendisinden kaynaklandığını vurguluyor ve girişimciliği kısa yoldan para kazanmak gibi algılayanların başarısız olmaya mahkum olduğunu belirtiyor. Öte yandan geçmişte yaşanan Altivi dolandırı­cılığı gibi süreçler de internet kullanıcıları­nın algısında önemli yaralar açtı. Ayrıca in­ternet için yetersiz yasal altyapı ile bu mec­ranın yönetilmeye çalışılması da Türkiye’nin küresel imajına zarar verebilecek sonuçlara neden olabiliyor ki bunlara YouTube engeli ve Google ile yaşanan sorunlar örnek gös­terilebilir. Haluk Elçi çok önemli bir diğer noktanın altını çiziyor: “Türkiye’de şirket­lerin çoğunluk hisselerini elinde bulundu­ranlar dizginleri de elinde tutuyor. Azınlık hisselerinin sahipleri daha fazla korunma­lı. Melek yatırımcı zaten azınlık hisse ile ya­tırımını yapıyor. Bu hakları korumazsak yatırımcıyı nasıl içeri alacağız?”

eTohum Fonu Türkiye’de bu güne kadar çözülmemiş olan bir problemi çözme denemesi. Bunun başarısını ge­lecek yıl hep birlikte görmüş olacağız. Eğer bu modelde başarı yakalanabilirse çok daha fazla yatırımcı benzer modeller­le pazara giriyor olacak. Eğer arzulanan amaçlara ulaşılabilirse Türkiye’nin yapısı­na uygun şekilde, her yıl binlerce girişim­ci – yatırımcı ilişkisinin kurulduğu günleri görmek için birkaç yıldan daha fazla bek­lenmesine gerek kalmayabilir.

KAYNAK:

Bloomberg Businessweek Türkiye, Kuluçka 2.0, Ahmet USTA, 05 Eylül – 18 Eylül 2010.