KULUÇKA 2.0
October 19th, 2010
BU SOYLEŞİ BLOOMBERG BUSINESS TÜRKİYE DERGİSİNİN 05 EYLÜL – 18 EYLÜL 2010 TARİHLİ SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR, YAZARI AHMET USTA, FOTOGRAFLAR CEVAHİR BUĞU.
Bir girişim insanoğlunun beyin kıvrımlarında hayat bulan bir pırıltı ile başlar. Bu pırıltı güneş olur, toprağını ilhamdan, suyunu cesaretten alarak fikir tohumunu çatlatır. Fikir arkadaşlar ve aile ile paylaşılıp bir girişime dönüşme yolunda dünyaya gözlerini açar. Bu noktaya kadar Türkiye sahnesinde yeterince fikre sahip yeterli girişimcinin olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak bir sonraki aşamada girişimci ile ölçeğinden bağımsız yatırımcıların bir araya gelmesinde Türkiye’de sürecin tıkandığını görüyoruz. Bu tıkanıklığı aşmak için şu anda hayata geçirilmeye çalışılan çözüm denemeleri ise aslında tüm dünyayı kasıp kavuran internet çağının hafif bir esintisi şeklinde ele alınabilir.
Türkiye’nin internet ile tanışması her ne kadar daha uzun bir geçmişe sahip olsa da internetin son kullanıcılar tarafından erişilebilir hale gelmesi 1996 ve sonrasındaki yıllarda gerçekleşti. Kokteyl A.Ş. ve Mackolik Ltd. şirketlerinde genel müdür olan Erdem Yurdanur bu dönemdeki çabaları, “Büyük yapılar, büyük portallar açmaya odaklandılar, çünkü tüm dünyada yapılanma bu yöndeydi” şeklinde ifade ediyor. Her konudan biraz bilgi içererek yatay büyüyen portallar zamanla artan internet kullanıcılarının beklentilerine yeterince cevap veremez hale gelince belirli konulara odaklanmış daha küçük ama dikey büyüyen ve derinlik sahibi internet servislerinin önemi artmaya başladı. “Dikey çözümlere yönelenler, küçük girişimcilerdi” diyor Erdem Yurdanur ve ekliyor: “Türkiye’de bugün başarılı olarak nitelendirdiğimiz sitelerin hepsi işe bu şekilde başladı.”
“Bu yapılanma Türkiye’de risk alma sürecine katkıda bulunacak. Farklı kuluçka yapılanmalarını tetikleyecek. İlk amacımız sistemin çalıştığını göstermek” Burak Büyükdemir
İnternet girişimciliği açısından dünyadaki gelişime bakıldığında ise bu yapılanmanın anavatanı olarak Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail görülüyor. İnsanların düşünce şekillerinin değişmesi sayesinde yakalanan farklılık, girişimcileri bir anda yüzlerce yıllık geçmişe sahip şirketlerin geldiği noktalara taşıdı. Aynı dönem içinde Türkiye 2001 yerel krizini yaşayınca Türkiye’de internet sektörü iki yıldan daha uzun sürecek bir uyuklama dönemine girdi. “2000′li yılların başında ABD’deki başarılı örneklerin verdiği heyecanla bu işlere giriştik” diyor Yemeksepeti’nin kurucu ortaklarından Melih Ödemiş ve ekliyor: “Motivasyonumuz bir başarı hikayesi yaratmaktı. Ancak o dönemde bir girişimci olarak günlük masraflarımızı nasıl karşılayacağımızı düşünüyorduk.”
2005 yılına kadar Türkiye’de internet girişimcisi profilindeki tüm kişi ve firmalar zorlu bir hayatta kalma mücadelesi verirken, içlerinden yitip gidenlerin isimleri bugün bile hatırlanmıyor. 2006 yılında Türkiye’de ADSL bağlantısı ile internetin büyük kitlelere ulaşmasının hâlâ hayatta kalabilen girişimciler için bir dönüm noktası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hayatta kalmayı başaran farklı girişimciler ile kurulan Magnet Bilişim Hizmetleri kurucu ortaklarından Ersan Özer, “2005′te para kazanmaya başladık” diyor ve ekliyor: “Bugüne kadar süreç işimizi büyütmekle geçti.” Özellikle 2005 ve 2006 yıllarında internet kullanıcıları daha çok sörf, sohbet, e-posta, oyun gibi alanlara meraklı iken takip eden yıllarda Türkiye’de e-ticaret kavramı gelişmeye başladı. “Tüm bu süreçte kendi şirketlerimizin organizasyonel yapılanması, insan kaynakları, müşteri ilişkileri gibi konuların rayına oturtulması bizim için büyük önem taşıdı” diyor GittiGidiyor kurucu ortaklarından Burak Divanlıoğlu ve ekliyor: “Şu anda artık kafamız biraz daha rahat ve dışarıya bakabilir hale geldik.”
“Türkiye’nin ağır sanayi, çelik sektörü kadar internet sektörü için de desteğe ihtiyacı var” Erdem Yurdanur
Türkiye’de özellikle dört yıldan bu yana internet girişimcileri her geçen gün sayıları artarak çoğalmakta. Bunun önemli nedenlerinden biri 2005 yılına kadar hayatta kalmaya çalışan bazı şirketlerin Türkiye’de ADSL’in yaygınlaşması ve internet erişim penetrasyonunun yüzde 25 eşiğini aşması ile birlikte yakaladıkları başarı. Uzun yıllar yurtdışında başarılı internet projelerinin yöneticiliğini yapmış olan Markafoni Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, bu dönemi ilk kırılma noktası olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Bu kırılma gerçekleştiği anda Ticketmaster, Biletix’i ve Xing, Çember’i satın aldı. Google Türkiye’de ofis açtı, eBay GittiGidiyor’a ortak oldu, Yemeksepeti yabancı yatırım aldı.” Sina Afra Türkiye için ikinci kırılma noktasının 2012-2013 yıllarında kullanıcı sayısının 42 milyonu aşması ile gerçekleşeceğine inanıyor. Kullanıcı sayısının 42 milyonu aşması, internet erişim penetrasyonunun yüzde 50-55 baremini geçmesi anlamına geliyor ancak bundan çok daha önemli bir beklenti var ki bugün maksimum 7 milyon civarındaki e-ticaret kullanıcısının yüzde 300′ün üstünde bir büyüme ile 20 milyonu aşacağı yönünde. Bu rakamlarla Türkiye’nin dünya sıralamasında ilk 10′a girmesi kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye’nin hızlı büyüme potansiyeli nedeniyle yabancı yatırımcılar özellikle son birkaç yıldır buraya gözlerini dikmiş durumda. Her ölçekte yabancı yatırımcı bir şekilde Türkiye’ye geliyor ve burada gerçekleşen yapılanmalar içinde yer almaya çaba gösteriyor. Türkiye’de düzenlenen konferansların sayısı artıyor. Piyasadaki bu hareketi gören çeşitli girişimciler internet sitelerinde İngilizce olarak yayın yapmaya başlıyor. Sina Afra, “Yabancı yatırımcılar oyunlarını 2012-2013 yıllarına kuruyorlar” diyor.
Bu gelişmelerin diğer cephesinde ise Türkiye’deki yerel yatırımcıların internete olan ilgisi var. Aslında bu ilgi o denli kısıtlı ki asıl iş kolu internet olmayan ama internet girişimlerine yatırım yapan Türk yatırımcıların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Erdem Yurdanur, “Türkiye’deki büyük iş adamları ve yatırımcılar interneti önemli bir mecra olarak görmüyor. Buna şaşırmamak elde değil” diyor ve ekliyor: “Türkiye’deki başarılı internet girişimleri için satın almalarda ve ortaklıklarda hep yabancıları görüyoruz. Bir gün Türkiye’de büyük internet yatırımlarının hepsinin sahibi yabancılar olunca bizim Türk girişimciler neyi kaçırdığını görüp çok üzülecekler.”
Modern girişimciliğin ve yatırımcılığın anavatanı olarak nitelendirilen ABD’ye bakıldığında Türkiye’nin alması gereken yolun ne denli başında olduğunu görmek mümkün. New Hampshire Üniversitesi Girişim Araştırmaları Merkezi’nin melek yatırımcılarla ilgili bir araştırmasına göre 2009 yılında ABD’de 60 bine yakın girişime 250 bine yakın yatırımcı tarafından gerçekleşen toplam yatırım miktarı 17,6 milyar dolar düzeyinde. Bu yatırımlar sayesinde 250 bin kişiye istihdam sağlanmış. Bu yatırımların yüzde 20 ile en büyük paydaşı ise bilişim teknolojileri. Bilişim teknolojilerini yüzde 17 ile sağlık servis ve donanımları, yüzde 17 ile endüstri ve enerji kolları, yüzde 9 ile perakende ve yüzde 8 ile biyoteknoloji takip ediyor. Aynı yıl için toplam 18 milyar doların üstünde girişim sermayesi sağlanmışken, bilişim sektörüne toplam 7 milyar doların üstünde yatırım gerçekleşmiş. Bir başka deyişle melek ve girişim sermayesi yatırımcılarının 2009 yılında ABD’de bilişime yaptığı yatırım miktarı 10 milyar doların üstünde. Türkiye’de ise tüm bilişim sektörünün toplam hacmi 30 milyar doların altında kalıyor.
“Türkiye’de işsizliğe çare bulacaksak bunun yolu yatırımcı – girişimci ilişkisinden geçiyor” diyor Inventram Kurucu Ortağı ve Yönetim Danışmanı Haluk Elçi. Türkiye’deki melek yatırımcı sayısı birkaç yüzü geçmiyor ve bir yılda yapılan yatırım sayısı 20-30 gibi rakamlar ile sınırlı kalıyor. Bu noktada Haluk Elçi Türkiye’deki nüfus ve gelişmişlik gibi kriterler göz önüne alındığında her sene binlerce yatırım yapılması gerekirken rakamların bu denli düşük olması nedeniyle Türkiye’deki girişimci-yatırımcı ilişkisi profilindeki problemin henüz çözülmediğine dikkat çekiyor.
“Piyasada umut verici farklı yapılanmalar var. Ancak hâlâ ABD’nin 10 sene önce olduğu noktadayız” Melih Ödemiş
Türkiye’de her ne kadar internetin gelişimi ve ortaya çıkan kısıtlı başarı hikayeleri ile girişimci sayısı artsa bile halen çözülememiş problemin temelinde kültürel DNA’dan kaynaklanan bazı problemler yatıyor. Youth Republic Kurucu ve Yönetici Ortaklarından Kerim Türe bir fikri olan gençlerin endişesini “İyi bir fikrim var, sakın çalınmasın!” ve klasik yatırımcıların yaklaşımını, “Paramız var, öder yaptırırız” olarak özetliyor. Son yıllarda Galata Business Angels gibi yapılanmalar ve bireysel yatırımlar maalesef henüz yatırımcı tarafında bu anlayışın yıkılmasını sağlayabilmiş değil. Girişimciler cephesinde ise Burak Büyükdemir’in 2008 yılında yapılandırmaya başladığı etohum organizasyonu kâr amacı gütmeden, her yıl pek çok toplantı ve organizasyon düzenleyerek, yeni girişimcileri ve internet sektöründe başarılı olmuş isimleri bir araya getiriyor. Bu oturumlarda taraflar deneyim ve tecrübelerini paylaşarak bir gönüllü platformu oluşturmayı başarmış durumda. Ayrıca eTohum her sene yeni fikir ve girişimler için bir başvuru ve akabinde buna bağlı sistematik bir program düzenliyor. “Geçen sene bin 700 başvuru aldık” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu sene aldığımız başvurularda yüzde 25 oranında bir artış söz konusu.” Tüm başvurular Burak ve seçici bir kurul tarafından elenerek 40 adetlik bir kısa listeye düşürülüyor. “Bu 40 projeye kısa sunum yapmakla ilgili bir seminer veriyoruz” diyor Burak Büyükdemir. Akabinde tüm proje sahipleri projelerini beşer dakikalık kısa sunumlarla anlatıyor. Bu sunumlar Türkiye’de başarılı olmuş internet girişimcileri tarafından dinleniyor. Seçilen 15 proje ise bir kampa alınıyor. Bu kampta girişimcilere muhasebe, gelir - gider, pazarlama, iş planı hazırlama gibi temel konular ile ilgili danışmanlık veriliyor. “Bu sürece eğitim demiyoruz” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu süre içinde danışman ekibimiz kendileri ile zaman geçiriyor ki bu, en önemli kazanımlardan biri oluyor.” eTohum organizasyonuna destek veren gönüllülerden biri olan Mynet Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli, “eTohum girişimcilere manevi katkı sağlayan eşsiz bir yapı.”
eTohum organizasyonunda Türkiye’nin en başarılı internet girişimcilerinin tamamına yakınını görmek mümkün. Sadece başarılı girişimciler değil aynı zamanda yurtdışında yatırım fonları yöneticiliği yapmış isimler, akademisyenler, avukatlar ve hukuk müşavirleri bulunuyor. Melih Ödemiş, “Burak Büyükdemir bu işe gönül vermiş, kendisini cansiperane bu işe adamış bir isim. Üstelik amatör ruhunu hiç kaybetmiyor” diyerek bu yapıya ve Büyükdemir’e olan ortak güvenin altını çiziyor. Erdem Yurdanur ise eTohum organizasyonu içinde yer almasının nedenini, “Biz işe başladığımızda Türkiye ortamında bu konularda danışabileceğimiz, bize yol gösterecek kimse yoktu. Biz her şeyi kendimiz keşfetmeye çalıştık” diyerek belirtiyor. İnternet pazarında yeni girişimciler için hiçbir karşılık beklenmeden bu faaliyetlerin gösterildiğini söylemek aslında yanlış olacaktır zira tüm bu katılımcıların ortak yönü pazarın büyümesine faydalı olabilmek. Cimri.com kurucusu ve GittiGidiyor Yönetim Kurulu Üyesi Aydonat Atasever, “Bir katalizör görevi üstleniyoruz” diyor. eTohum girişimcinin emekleme aşamasında ilk adımı atmasını sağlayacak bir organizasyon olma işleviyle de bu girişimlerin şekillenip yatırımcıların karşısına çıkmasında büyük bir rol oynuyor. 2010 yılı içinde eTohum finalisti olarak seçilen projelerden bazıları çoktan yatırım almış ve ismini internet ortamında duyurmuş durumda. Örnek olarak grupanya.com, anneysen.com, karniyarik.com gibi siteler gösterilebilir.
“Bu grubun yapacağı yatırımlar Türkiye’de internete yatırım yapmak isteyenlere örnek teşkil edecektir. eTohum’a benzer yapılar ortaya çıkabilir” Ersan Özer
2008 yılından bu yana geçen sürede e Tohum girişimcileri, maddi olmayan tüm destekleri sponsorları aracılığıyla sağlamış durumda. “Ancak günün sonuna, yeni girişimcilerin başlangıç aşamasında çok büyük olmasa da nakde ihtiyaç duyduklarını gördük” diyor Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Bu kaynağı oluşturmak için farklı işlere odaklanmaları gerekebiliyor ki bu da girişimcileri ana işlerinden uzaklaştıran negatif bir etken oluyor.” eTohum içinde bulunan beyinler bir araya geliyor ve ortak akıl, bu sorunu çözümlemek için çok büyük olmayan bir fon ile hareket edilebileceği kanaatine varıyor.
Burak Büyükdemir ve 17 kişi bir centilmenlik anlaşması yapıyor. Ortada yazılı bir sözleşme, kurulu bir şirket yok. Yapının adı eTohum fonu ancak yasal bir prosedür ile oluşturulmuş bir yapı söz konusu değil. eTohum Hukuk Müşaviri Ali Arıkan, “17 kişinin bir araya gelip bireysel yatırımları ile oluşturdukları bir durum söz konusu” diyor ve ekliyor: “Türkiye’de iki kardeş bile bir araya gelip şirket kurduğunda çeşitli anlaşmazlıklar gözlemleyebiliyoruz. 17 kişilik bir grubun sadece sözlü bir centilmenlik anlaşması ile bir araya gelmiş olması örnek bir durum.”
e Tohum fonunun büyüklüğü her bir katılımcının ortaya koyduğu 10 bin dolar bedel üzerinden toplam 170 bin dolarlık bir hacme sahip. Fon katılımcılarından Burak Divanlıoğlu, “Hepimiz benzer yollardan geldik. Birbirimizi iyi anlayabiliyoruz. Çok hızlı bir şekilde yatırım kararı alıp, modüler olarak hareket edebiliyoruz. eTohum fonunda stratejimiz bu olacak” diyerek fona bakış açısını aktarıyor. Öte yandan fon katılımcılarının altını çizdiği nokta ise bu yatırımın bir sosyal sorumluluk bilinci ile yapıldığı. ReklamZ Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Orkun Tekin, “Amaç kâr etmek değil. Bu nedenle küçük bir yatırım miktarı ile başladık” diyor ve ekliyor: “Kesinlikle yaptığımız yatırımı geri kazanmak gibi bir amacımız yok.” Yonja’nın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Baran ise yatırımın geri dönüşü noktasına vurgu yaparak, “Bu yatırım yılda yüzde 30 geri dönüş sağlasa 3 bin dolar eder. Bu rakam zaten mevcut işlerimiz içinde bizim için büyük bir değer ifade etmiyor” diyor.
“Pazarı ne kadar beslersek, ne kadar büyütürsek burası o denli güzel bir internet ülkesi olacak” Sina Afra
Elbette eTohum fonu binlerce başvuru içerisinden seçilecek sınırlı sayıda girişimcinin projesine tahsis edilecek. Bu noktada gerçekten seçim yapmak güç olabilir ve akıllara “doğru projelere yatırım yapılacak mı” sorusu gelebilir. Bu sorunun cevabı aslında Türkiye’deki internet sektöründe başanlı olarak sayılan ilk 20 isimden en az 15′inin fon içinde aktif katılımcı olarak bulunmasında yatıyor. Orkun Tekin, “Bu kadar zehir gibi zihnin bir araya geldiği bir ortak aklın yanlış yatırım yapması mümkün değil” diyerek kendilerine olan güvenin de altını çiziyor.
Ancak eTohum fonunun Türkiye’de bir ilk olmasının yatırımcılara sağlayacağı maddi getirisinden çok daha önemli bir rol üstlendiği de gerçek. Burak Büyükdemir fonun yapısında yatırım yapılacak firmalara fon katılımcılarının ortak olacağını belirtiyor. Bu ortaklığın oranı henüz kesinleşmiş değil zira kağıt üstündeki bir fikre yapılacak yatırım ile belli bir aşamaya gelerek iş döngüsünü kurmuş bir fikre yapılacak yatırım için talep edilecek hisse oranının farklı olacağı anlaşılıyor. Ancak Burak Büyükdemir’in önemle altını çizdiği nokta her halükarda bu hisse ortaklığında girişimcinin çoğunluk hisse oranına sahip kalacağı.
Öte yandan yapılacak yatırımlarda 17 ismin kurulan şirketlerde aktif rol oynayacak olmasının, bu isimlerin yaptıkları yatırım sayesinde yeni girişimci için sağlayacakları bilinirlik değerinin girişimlere maddi destekten çok daha fazlasını kazandıracağı bir gerçek. Öte yandan şu anda piyasada bir rekabetin dahi olmadığı göz önüne alınırsa, pazara getireceği hareket gelecek yıllarda yatırımcı-girişimci ilişkileri açısından bir kelebek etkisi yaratabilir.
212 VC kurucularından Numan Bayraktaroğlu gelecek günlerde Türkiye’de 20 milyon dolar büyüklüğünde bir girişim sermayesi ile yatırımlara başlamayı planlıyor. Bayraktaroğlu şu anda ekosistemin tümüyle boş bir alandan ibaret olduğunun altını çizerken eTohum fonundan faydalanan başarılı projelerin kendileri için de bir yatırım seçenekleri akışı sağlayacağına dikkat çekiyor. “eTohum fonundan çıkan çalışmalara biz seve seve yatırım yapmaya zaten hazır olacağız. Orada önemli bir emek verilmiş ve değer katılmış çalışmalar olacaktır.”
“Gelecek iki sene içinde çok hızlı yatırımlar görüyor olacağız. Aylarca sürecek toplantılar yerine iki toplantıda el sıkışılan süreçler yaşanacak” Orkun Tekin
250 bin TL’nin biraz üstündeki eTohum fonunun 2011 seçmelerinde finale kalan 15 proje arasında paylaştırılması ise girişimcilerin fon katılımcılarına yapacağı 30′ar dakikalık sunumlar sonunda belirlenecek. “Muhtemelen iki veya üç projeye yatırım yapmak anlamlı olacaktır diyor” Burak Büyükdemir ve ekliyor: “Ama belki de fonu 15 yatırımcı arasında paylaştırabilir veya tümünü yatırım yaptığımız takdirde bir patlama yapacak projeyi de seçebiliriz.”
eTohum fonu, katılımcılarının uzmanlığı nedeniyle internet girişimcilerini ve projelerine odaklanmış olabilir ancak Türkiye’de girişimciliğin desteklenmesi gereken pek çok farklı sektör ve alan bulunuyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi çatısı altında kurulan Embryonix Kuluçka Merkezi her sektörden projeye kapılarını açmış durumda. Öğretim Görevlisi Taylan Özgür Demirkaya şu anda kuluçkada yedi projeleri olduğunu, ikisinin bu yıl sonuna kadar, üçünün ise Haziran 2011′e kadar olgunlaşmış olacağını belirtiyor. Ayrıca Embryonix programı, İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir Ticaret Odası, Ege Sanayi İş Adamları Demeği, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege Genç İş Adamları Derneği ile gerçekleştirdiği stratejik iş ortaklığı ile gelen projelere düşük seviyelerde maddi katkıda bulunuyor.
“Amerika’da 800′ün üstünde kuluçka merkezi var ancak kuluçka merkezleri temelde sadece bir destek işlevi görür” Haluk Elçi
eTohum fonu ve sistematik kuluçka sisteminin önemli bir açılım gerçekleştireceği kesin. Ancak sektörü bekleyen tehditler hâla duruyor. Sina Afra, en büyük tehdidin yine girişimcilerin kendisinden kaynaklandığını vurguluyor ve girişimciliği kısa yoldan para kazanmak gibi algılayanların başarısız olmaya mahkum olduğunu belirtiyor. Öte yandan geçmişte yaşanan Altivi dolandırıcılığı gibi süreçler de internet kullanıcılarının algısında önemli yaralar açtı. Ayrıca internet için yetersiz yasal altyapı ile bu mecranın yönetilmeye çalışılması da Türkiye’nin küresel imajına zarar verebilecek sonuçlara neden olabiliyor ki bunlara YouTube engeli ve Google ile yaşanan sorunlar örnek gösterilebilir. Haluk Elçi çok önemli bir diğer noktanın altını çiziyor: “Türkiye’de şirketlerin çoğunluk hisselerini elinde bulunduranlar dizginleri de elinde tutuyor. Azınlık hisselerinin sahipleri daha fazla korunmalı. Melek yatırımcı zaten azınlık hisse ile yatırımını yapıyor. Bu hakları korumazsak yatırımcıyı nasıl içeri alacağız?”
eTohum Fonu Türkiye’de bu güne kadar çözülmemiş olan bir problemi çözme denemesi. Bunun başarısını gelecek yıl hep birlikte görmüş olacağız. Eğer bu modelde başarı yakalanabilirse çok daha fazla yatırımcı benzer modellerle pazara giriyor olacak. Eğer arzulanan amaçlara ulaşılabilirse Türkiye’nin yapısına uygun şekilde, her yıl binlerce girişimci – yatırımcı ilişkisinin kurulduğu günleri görmek için birkaç yıldan daha fazla beklenmesine gerek kalmayabilir.
KAYNAK:
Bloomberg Businessweek Türkiye, Kuluçka 2.0, Ahmet USTA, 05 Eylül – 18 Eylül 2010.


İlgili Yazılar
Yapılan Yorumlar
HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ
Yorum Yap